Sayı: 78 20 Şubat 2008
 
00:54:38
 
939
(defa okundu)
Yıllar birbiri ardına geçip gitse de, bilim ve teknoloji ilerlese de Ãstanbul hep aynı. Biraz yağmur yağsa, biraz kar yağsa ortalık karmakarışık oluyor. Kar daha havada görülmesi ile bir panik başlıyor. çünkü Ãstanbullu kara ve zorluklarına alışkın değil, çünkü doğaya alışkın değil. Anadolu’da kar yağmaya başlar ve neredeyse bütün kış öyle kalır. Ama kimse ne okulundan ne de işinden geri kalır. Bu şehirde insanlar biraz şımarık ve panik. Bir haftadır meteoroloji kar geliyor, fırtına geliyor diye haber veriyor ama ana yollar dışında değişen bir şey yok. Eh malum her şeyi başkalarından bekleriz ya, kimse kapısının önünü bile temizlemeyi düşünmez. Fırına gider normalde aldığının 2 misli ekmek alır, yiyecek stoku yapar ki evden çıkamayabileceği zamanlar sıkıntı çekmesin. Oysa normal hayatını devam ettirmek için ne gibi şeyler yapması gerektiğini düşünmez, düşünemez ya da düşünse de zor gelir yapmaz. çocuklar Anadolu’da yağmurda - karda saatlerce yürüyerek okullarına gidebilirken, büyük şehirlerimizde kapı önlerinde adeta kucaklanarak servislerine bindirilir ve yine aynı şekilde alınır. Eh sonuçta çocuklar bırakın karda buzda yürümeyi, normalde de yürümeyi unuttular. 15- 20 yıl sonra evrim geçirmeye başlıyacaklar ve bazı organları dumura uğrayacak diye korkarım. Zaten bazen dikkat ediyorum da çocukların adım atışları bile değişmiş. Zorlukla yürüyorlar. Oysa çocuk dediğin koşar, zıplar, ağaçlara tırmanırdı. Hatta öyle çok enerji harcar ki, anneler o kadar yiyor da biraz can tutmuyor diye serzenişte bulunurlardı. TV ve bilgisayarlar oldukça etkili oldu hayatlarında. Hep oturuyorlar. Dün mezun olduğum, okulumuzun derneğinin genel kurulu vardı, boğazın Avrupa yakasındaki Ã.Ü. Baltalimanı tesislerinde. Normalde bu havalarda gitmeyi tercih etmeyeceğim bir mesafedeki bu yere gittim. Beşiktaş’tan Ortaköy’e ulaşırken, iyi ki bugün toplantı varmış dedim kendi kendime. Dar ve ağaçlıklı yoldan ilerlerken başka bir güzellik, denizin görülmeye başlandığı yerden itibaren başka bir güzellik sarıyor her yanı, grilikler içinden. Kar tanecikleri kimi anlarda ağır ağır düşerken, kimi anlarda ise deli bir tipi haline dönüşüyor. Deniz soğuk yeşil rengine bürünmüşken, karşıdaki Anadolu kıyıları hayal meyal seçiliyor. Denizden geçen yük gemileri koyu gri renkleri ile hayalet gemi gibi geçip gidiyorlar fırtınalı denizde. Deniz kıyısında oltalarını denize atan, bekleşen ve de denizden çıkardıkları balıkları kovalarına koyan balıkçılar günü soğuğa ve fırtınaya aldırmaksızın orada geçirecek görünüyorlar. Kar için açtıkları şemsiyeleri, rüzgar daha sert gelmişti ki, rüzgarı kesecek şekilde yan koymuş, kuytusuna sığınmışlardı. Onlara o anda en büyük lüks bir bardak sıcak demli çay ve yanında bir simit. Düşündüm de hiç de fena fikir değil. Bir olta edinip kar bitmeden onlara katılsam mı? Saygılarımla.
|