Sayı: 78 20 Şubat 2008
 
00:57:29
 
794
(defa okundu)
Ãnsanın yaşamına olumlu bakması, olumlu düşünmesi zihnin enerjisini hayatın iyi yanına yöneltir. Karşılaştığı problemlere olumlu yaklaşması, kendisini ve başkasını sevmesi; hayatı doğrusu ve yanlışı ile kabullenmesine yol açar. Böylece hayata dört elle sarılır. Daha doğrusu olumlu hayat her şeyi güzel görmek, her şeyi güzel düşünmek ve güzel yaşamak demektir. Ãşin ince yanına baktığımızda, hayata olumlu düşünmekle sorunları göz ardı etmek gibi konuları birbirlerine karıştırmamamız gerekir. Olumlu düşündüğümüzde problemlerden kaçmak yerine, karşılaştığımız sorunları çözmek için ne yapılması gerektiğini düşünmek insanın en doğal hakkıdır. Sorun çözüme kavuştuğunda, ondan neler öğrendiğimizi, öğrendiklerimizle kendimize olumlu sonuçlar çıkarmalıyız. Ãnsan bazen çok olumlu düşündüğünde, gerçekçi olmaktan uzaklaşabilir. Bu da tutumlu bir insanın, zamanla cimri olabilmesi kadar doğaldır. Bunu unutmamakta yarar vardır, bazen sınırı geçmekte kusur etmemek lâzım. Farkında olmamız gereken tek eylem, olumlu düşüncenin sorunları göz ardı etme anlamına gelmediğidir. Olumlu düşünce insanda bir tavır bozukluğu da değildir. Bilinen tek olgu insan zihninin devamlı savaş içinde olmasıdır. Bu savaş olumlu ve olumsuzluğun güç savaşıdır. Bu savaşı da genellikle güçlü olan kazanır. Günlük yaşamımız ve düşüncelerimiz bu savaşı besler. Olumlu olanlar olumlu olanları, olumsuz olanlar da olumsuzları besler. Bu savaş anında birbirlerini güçsüzleştirmeye çalışırlar. Ne var ki; biz insan olarak olayları değiştiremeyiz, ama onlara bakış açımızı değiştirebiliriz. Geçmişi değiştiremez isek de bu andaki düşüncemize hâkim olabiliriz. Yaşamımızı en çok etkileyen unsurların başında bilerek veya bilmeyerek kendimize söylediklerimiz gelir. Biz insan olarak yaşamımızda farkında olsak da olmasak da, her an kendimize olumlu veya olumsuz bir şeyler söyleriz. Daha sonra kendimize bu söylediklerimiz ve düşüncelerimiz ile gerçeği düşünüp hayatımızı yönlendirmeye çalışırız. Aslında olumsuz düşünce gündelik hayatımızın basit bir yansımasıdır. Kişi çevresinde gördüğü olumsuz öğrenme ile gelişen bir yapılama biçimine girer. Kişi, yaşamında ters giden bir durumda her şeyin kötü gideceğini düşünerek kendisini suçlar. çaresiz olduğunu his eder, bu durum kişiye kesinlikle hiç bir şey kazandırmaz. Bunların yerine ufak tefek aksilikleri büyütmeden, sadece sıkıntı çeken insanın yalnız kendisi olmadığını, benzer şeyleri herkesin az ya da çok yaşadığını düşünmeli ve bu tarzla olumlu düşünce geliştirmelidir. çünkü olumsuz düşünce her zaman bulaşıcıdır. Kişi bu olumsuz düşünceleri kolaylıkla başkasına da aktarabilir. Bu da insan yaşamında; kişinin yaşamından keyif almasını engeller. Konuyu bir örnekle bitirmeye çalışayım: Günlerden bir gün kurbağaların yarışı varmış. Kurbağaların hedefi çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa, arkadaşlarının yarışını seyretmek için toplanmışlar. Nihayet yarış başlamış. Ne var ki; seyircilerden hiç biri, yarışmacılardan birisinin kule tepesine çıkabileceğine inanmamış. “Zavallılar hiç bir zaman başaramayacaklar” diye bağırmışlar. Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşmayınca, içlerinden sadece birisi hariç teker, teker yarışı bırakmaya başlamışlar. Seyirciler hâlâ “Zavallı hiçbir zaman başaramayacak!” diye bağırmaya devam ediyorlarmış. Kalan son kurbağa büyük bir gayretle kan ter içinde, etrafındaki kurbağaların seslerine ve davranışlarına dikkat etmeden mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa yarışı başarı ile bitiren kurbağaya yaklaşmış ve bu işi nasıl başardığını sormuş. O arada farkına varmışlar ki kuleye çıkan kurbağa sağırmış. Değerli okurlar bazen başarılı olmak diğer insanlarla yarışma ile mümkün olabileceği gibi, bazen de onları hiç dikkate almadan, onları olumsuz sayarak kendi yönlendirmelerinizi kendi yolunuzu çizerek bir motivasyon nedeni kabul edip yolunuza devam ediniz. Rekabet neticesi olarak oluşacak başarıdan daha kolay ve kestirme olacaktır.
|