Gezi-Haber (2. Bölüm): Yusuf Kaya
Nasıl ki Avustralya’ya ilk geldiğimde sadece adını duyduğum Aborjinler’i merak ettiysem, Yeni Zelanda’da da Maorilerin yaşamını çok merak ediyordum. Ama açıkçası Aborjinler’den fiziken daha yapılı olmaları dışında öyle hissedilir bir farklılıkları olduğunu düşünmüyordum. Neticede her iki topluluk da medeniyetten bihaber, tabiri caizse mağara hayatı sürerlerken Ãngilizlerin işgaline uğramışlardı.
Fakat Maoriler, tahminlerin çok ötesinde Yeni Zelanda’da etkili bir konumdalar. Toplam nüfus içindeki oranları kimilerine göre yüzde 20’yi buluyor. Yaklaşık 400 bin Maori’nin Yeni Zelanda’da yaşadığı söyleniyor. Maoriler’in kökeni aslında Fiji ve Polinezya’ya dayanıyor. Medeniyet ile tanışmadıkları yıllarda insan eti yedikleri söyleniyor. Bu onları barbar bir kavim olarak gösterse de şartlar zorlamadıkça vahşilik yapmamışlar.
Maoriler’in ne denli etkin olduklarını Auckland Havaalanı’ndan şehir merkezine doğru yol alırken gördüğünüz tabelalardan dahi anlayabilirsiniz. Her ne kadar büyük şehirlerin isimleri yine Anglo’lar tarafından konulmuşsa da ülkedeki küçük ve orta ölçekli şehirlerin neredeyse tamamı Maori isimleri ile biliniyor.
Avustralya'da alkol ve uyuşturucu nedeni ile zavallı duruma düşen Aborijinler'in aksine Maoriler’in medeniyetleri çok etkileyici ve kibarlıklarında sınır yok. Coşkuları ve misafirperverlikleri bakımından Türklere de benziyorlar. Maori erkekleri son derece yapılı, bir Maori erkeğinin vücudunda mutlaka kabile dövmesi taşıması gerekiyor. Geleneklerinden bir şey kaybetmemişler ve eski savaşçılara çok sadıklar.
Akıllıca teslim olmuşlar
Maoriler, Ãngiliz sömürgeciliğine karşı da akıllı bir politika gütmüş. Ãşgal edileceğini anlayan Maoriler, Aborjinler’e uygulandığı gibi muhtemel bir katliam hareketine karşı sömürgeciler ile oturup anlaşma yapmışlar. Yani tam anlamıyla bir diktatoryal sömürgecilik yerine ticari anlaşmalar ile hem Maoriler, hem de sömürgeciler ülkede zenginleşmeye başlamış. Commowealth, yapılan anlaşma gereği Maoriler’e önemli miktarda para ödüyor. Ayrıca Maoriler’in ulus bilincine sahip olduğunu gösteren en önemli gösterge, bir kraliçeye sahip olmaları. Ancak Maori Kraliçesi geçtiğimiz aylarda yaşamını yitirdi.
Ãngilizler de kraliçeye karşı büyük saygı besliyorlardı. Kraliçenin ölümünden sonra kraliyet ailesi, kraliçenin oğlu tarafından kral sıfatı ile temsil edilmeye devam edilecek.
Televizyon kanalı dahi var
Maoriler sosyal ve siyasal hayatta etkin bir konumdalar. Bir televizyon kanalına sahip olmaları buna güzel bir örnek. Hükümet içinde Maori kökenli bakanlar bulunuyor. Hatta bizi gezdiren Cihan Demirbaş’ın anlattıklarına göre Maoriler öyle her işte çalışmıyor. çoğu takım elbiseleri ve kravatları ile daha ziyade üst tabaka işlerde çalışıyor. Maoriler kültürlerini sömürgeciliğe kurban etmemişler aksine Yeni Zelandalılara da kabul ettirmişler. Yeni Zelanda’nın milli sporu olan rugby maçlarında, maçtan once Haka dansı yapılması buna açık bir örnek. Yeni Zelanda’nın en popüler sporu olan rugby’yi iri yapıları nedeni ile daha çok Maoriler oynuyor. Yeni Zelanda milli rugby takımı zaten dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul ediliyor.
çanakkale’de de savaştılar
Ãngilizler, Maorilerin savaşçı kimliğinden faydalanmak için çanakkale’ye göndermeyi ihmal etmemişler. Hatta Yeni Zelanda Atlı Piyade’sinin Maori Birliği, 6 Ağustos 1915 gecesi bir bölgedeki Türk mevzilerini ele geçirmiş. Ağustos Hücumu’nda muharebeye girmeden önce bir Maori ailesine şunları yazmış:
''Biz Maoriler, şimdi hücuma gidiyoruz – buraya yapmaya geldiğimiz işi bitirmek için. Bizim birliğin komutanları buradalar ve bizi selamladıktan sonra, bize savaş metotları hakkında bilgi veriyorlar. Sevgi dolu mektubunuz bana ulaştı. Ben iyiyim; tek derdim Ãngilizceden başka bir lisan duymamam. Hepsi bu; o yüzden dertlenmemeliyim. Ãimdi, canımın, ruhumun, tüm vücudumun bana ait olmadığını hissediyorum. Aldırma.''