Bu site Auto Web Content Management 2.0 - Gazette ile yapıldı ve onunla güncelleniyor http://www.awcm.eu Design and Programm Turan Oezcan
Site Ana Sayfa
   6 Ocak 2009, Salı    Australia - English Turkey - Turkish
Arşiv >> 
 Ana Sayfa
 Avustralya rehberi
 Künye
Albümler
Video
Yazarlar
eGazete
Ziyaretçi Defteri
Forum
Linkler
Favorilerime Ekle!  info@yenivatan.com.au

ÜYE GİRİŞ

Ramazan Karakale
Erkal Eken
  Ana Sayfa >  YAZARLAR
Dursun Güzel
Kendilerinden kaçanlar


       Sayı: 105    02 Ekim 2008        22:55:47        1368   (defa okundu)             

İnsanın egosunda olan bir kural olarak, insanın umumiyetle hoşlanmadığı bir durumla karşılaşmamak için ilk başvurduğu yöntem kaçıştır.
Bu kaçışların çoğu bilinerek ve planlanarak yapılan kaçışlardır. Buna örnek olarak bir iş arkadaşının yemek davetine gitmemek için uydurduğu bahaneler gibi. Bazen de insan gittiği yerde bilinçli olarak, farkında olmasa da ruhunun sıkılacağını his etme karşısında planlar yapabilir. Buna misal olarak gideceği yerde sebepsiz olarak kavgaların çıkabileceğini, çok sevdiği arkadaşını telefonla aramayı unutabileceğini düşündüğü için insan kaçış planına başvurmak zorunda kalır.  Burada insan ruhunun her iki durumda karşılaşmak istemediği duruma karşı kendi savunmasını oluşturur. Düşüncesine göre de karşılaşacağı tehdit ve tehlikeye çözüm bulmuş olur.
Burada insanı düşündüren bir şey daha var ki; o da insanın karşılaşmak istemediği kendisinin oluşudur. Bilindiği gibi her insanın kendisine ait bir gerçek özünün olduğunu bireysel olarak kabullenmemizdir. İnsanın özü yanında birde insanın kendisi için yarattığı ideal bir imajı vardır. Eğer kişinin kendisine seçtiği imaj, aslında var olan gerçekten uzaksa, o zaman kişinin içinde çatışmalara sebep olur.
İnsan için zor olan tek şey, kendi gerçeği ile yüzleşmesidir. Kendi gerçeği ile yüzleşen insanın kendi kendisinden kaçışı olabilecek en zor kaçışlardan biridir. Kendisi ile yüzleşmenin ağır yükünden kurtulmanın yolunu, güçlüklerin sorumluluğunu dış etkenlere yıkmaya çalışır. Bu ortama giren insan için artık her şey dışsallaştırılmıştır.
İşin gerçeğine bakıldığında, kendisinden kaçan insanlar, kendi eğilimlerinin başkasında olduğundan kuşkulananlardır. Bu insanlar o kadar ilginçtirler ki; kendilerindeki zayıflık, onların başkalarında en fazla eleştirdikleri ve lanetledikleri konular olurlar. Biz insan olarak her halükarda başkaların küçümsemelerine karşı çeşitli savunmalar oluşturabiliriz. Aslında insanda en zor olanı da kendi kendisini küçümsememesidir. Çünkü insan kendi kendisini küçümsediği zaman, kaçacak yer bulamaz. Biz insanlar dış dünyaya karşı bir cengâver kesiliriz. İnsan haklarını savunucu rollerine gireriz. Ama insanın kendi zaafları ile yüzleşme konusuna gelince korkaklığı ve kendisine yönelik öfkeleri biriktirmeye başlar.
Kendisine yönelik olan öfkelerden kurtulmak için, en çok başvurulan savunma mekanizması yine kendisinden kaçışıdır. Daha doğrusu bu durumda olan insanlar, kendi içindeki kendisine yönelik öfkeyi, kendisinden kaçarak, kendi dışındaki insanlara yönlendirirler. Kendi haksızlığını bildiği için zihninin en derinine ittiği ve kendisine öfkelendiği konuyu, birileri kendisi ile yüzleştiği an, öfke nöbetlerini yaşamaya başlar. Bu yetmiyormuş gibi kendisinde mevcut olan bu öfkenin başkalarından kaynaklandığını, zorunlu olarak ortaya atmaya çalışıyor.
Kendisinden kaçma sevdası içinde olan insanın kendi öfkesini, dışsallaştırmasının bir diğer yöntemi ise o öfkeyi bedenleştirmesidir. Bilinç dışında kendisine yönelttiği öfkeden kurtulma yolu olarak, vücudunda olan bazı şikâyetlere başvurur. Örnek olarak geçmek bilmeyen baş ağrıları, sıkıntılı mide ve barsak problemleri, uykusuzluk ve yorgunluk gibi rahatsızlıklardan dolayı çabucak kendisini savunmak için ileri sürdüğü savunmalarıdır. Bu durumda yapılacak tek şey o kişinin psikolojik bir tedavi görmesidir. Psikolojik olarak o kişi öfkesini görür, kendisini bilinçli bir düzeye getirirse, yani geçmişi ile yüzleşir ise, bu kişinin tüm bedensel rahatsızlıkları bir anda yok olur gider.
Kendisinden kaçma davranışının bir diğer önemli örneği de; kendisinin altında ezildiği değer yargılarının aynasını başkasına uygulama çabasıdır. Bunu, başkalarının-kendisinin yaşayamadığı-mutluluğunu baltalama adına yapar. Bu basit bir psikolojik kural, yıllar ilerledikçe, insanların en çok kafa yorması gereken konular olacağı düşünüyorum.

 


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

   Bu yazı için henüz bir yorum yazılmamış      Yorum Yaz    Yorum Yaz

Copyright All rights reserved