Sayı: 105 02 Ekim 2008
 
22:56:45
 
1419
(defa okundu)
Bahar günlerinin getirdiği güzellikle hepinize selamlar değerli okurlarım. Siz bu yazımı okuduğunuz zaman on bir ayın sultanını geride bırakmış olacağız. Tüm Müslüman okurlarımın Şeker Bayramlarını en güzel duygularımla kutluyor, sevdiklerinizle birlikte nice mutlu ve sağlık dolu bayramlar geçirmenizi diliyorum. Şeker ile sorunları olanlara, âcizane bayramda yediklerine biraz daha dikkat etmelerini önereceğim. “Ramazandan çıktık istediğimizi yiyebiliriz” diye düşünmeyin. Bu konuda doktorlarımızın dediklerinin dışına çıkmamakta fayda görmekteyim. Bir de beni böyle uzun tatillerde vuku bulan trafik kazalarındaki can kayıplarının inanılmaz boyutlara ulaşması korkutmaktadır. Gerçi burada hepimiz normal çalışma yaşantısına devam etmekteyiz ancak Türkiye’den şu ana kadar aldığım tatil kazalarında canlarını kaybedenlerin sayıları ürkütücü boyutta. Bu trafik canavarı ile hükümetler başa çıkamıyor. Peki, birey olarak bizler bu mücadeleyi sadece hükümetlere bırakmayıp bizzat kendimiz yapsak da nerede olursa olsun şu “Canavar”ın kafasını ezsek olmaz mı? Demem şu ki bu canavar direksiyona geçen veya yolda yürüyen bireylerin, (yayaların da kurallara uymak mecburiyeti bulunmaktadır) yani hepimizin içinde yaşamakta. Biz kendimiz içimizdeki bu canavarı yok edebilirsek sorunu büyük ölçüde çözümlemiş olmayacak mıyız? Hükümetler, çıkaracakları yasalar ve sıkı uygulamalarla bu canavarın yok edilmesine katkıda bulunacaklardır. Mücadelenin, genci, olgunu bizden başlaması gereklidir diye düşünüyorum. Tüm insanlara kazasız, belasız, acısız, üzüntüsüz nice bayramlar, tatiller dileklerimle bugün bahsedeceğim konuma dönüyorum. Bilgisayarda gazeteleri, haberleri okurken haberin sonunda okuyucu yorumlarını okurum musunuz bilmem? Ben olabildiğince okuyorum. Bazen o konu ile ilgili güzel görüşler, fikirler beyan edenler olduğu gibi genellikle “geyik muhabbeti” dedikleri cinsten yorumlar oluyor. Bazılarına tebessüm ediyorum bazılarının ne dediklerini anlayamıyorum. Ancak bazıları var ki üzücü ve düşündürücü oluyor. Efendim yazarın bir konudaki görüşü yorumcunun kendi görüşü ile örtüşmemiş. Aman Allah o ne ifade, eline almış katran kovasını, karalayıp duruyor. Hakaret ifade eden kelimeleri satma imkânın olsa köşeyi dönersin. Fikir. Öyle bir şey aramayacaksın bu yorumlarda. Adamın fikri olsa zikri böyle olmaz ki. Bu tipleri internet haber yorumlarında görebildiğimiz gibi, radyo yorumlarında da görebiliyoruz. Aynı görüşte değilsen kap telefonu ağzına ne geliyorsa say dök. İşte bunlar hoş değil. Hatta çok çirkin. Olabilir, herkesle her konuda aynı düşüncede olmayabilirsiniz. Bunda şaşılacak bir şey yok, son derece normal. Anormal olan kendi fikrinizi adam gibi ifade edemeyip hakaretlerle. bazen asıp kesmekle düşüncelerinizin doğruluğunu kabul ettirmeye çalışmaktır. Dünyada 2,5 – 3 milyar insan yaşıyorsa hepsinin farklı görüşleri vardır. Hani derler ya “Akıllar pazara çıkmış, herkes kendi aklını almış” diye. Peki ne olacak tüm dünya insanları aynı görüşte değiliz diye birbirini mi gırtlaklayacak. İşte bu çağ dışılığı aşmış kişilere “medeni insan”, bu insan topluluklarına da “medeni milletler” diyorlar. Kişinin düşüncesi seninle örtüşmeyebilir. Aynı spor takımını tutmayabilirsiniz. Çok hoşunuza gitmiyorsa dinlemezsiniz, yazdıklarını okumazsınız, o takım hakkında fikir mütalaasına girişmezsiniz. Ama kalıpta ipe sapa gelmez hakaret sözcükleri ile kendinizi ortaya koyarsanız, fikirsizliğinizle, bilgisizliğinizle kendinizi küçük düşürürsünüz. Siz burada maçlara kasaturalarla gidip birbirlerine memleket müdafaasındaymışçasına saldıranları gördünüz mü? Maç biter herkes kendi renkleri ile kaybeden kazananı tebrik eder ayrılırlar. Fikir adamı fikrini koyar, beğenmezsen sen de kendi fikrini (varsa) ortaya koyarsın. Yanlış gördüğün yerleri gerekçelerle düzeltmeye çalışırsın. Biz bu iş beceremiyoruz. En azından “Zaten ben senin evveliyatını..”diye başlayıp kişiye karalar çalıp susturmaya veya fikrini değiştirmeye çalışıyoruz. Ben internetteki böyle yorumcuları okuyup zaman kaybetmiyorum, ama üzülüyorum. Radyo gibi canlı yayında olursa onların adına utanıyorum. Ümidimi yitirmedim. Biz de maçlardan kol kola çıkmayı, birbirimize sövmemeyi fikre, fikirle cevap vermeyi öğreneceğiz. Yeter ki devlet olarak, birey olarak eğitiminin önemini bir kavrayabilelim. Evet değerli okurlarım. Bu hafta sizlerle değişik bir konuda dertleştim. Bizim meşhur Heryerekon’umuzu merak etmeyin, cıvıklık diz boyu dalgalanıp duruyor. Haftaya buluşmak üzere sevgiyle kalınız.
|