20 Ekim 2017 Cuma

Sualtı Hokeyi Takımı Dünya Şampiyonu Oldu
banner58

Dürüstçe

10 Mart 2014, 14:39
Dürüstçe
Adı, DÜRÜSTLÜK’ le birleşmiş bir kişi.
Kime Sadettin Tantan desem, Yurt Partisi Genel Başkanı, eski İçişleri Bakanı ya da Fatih Belediye Başkanı olarak değil de;
Kanunsuzların korkulu rüyası, Emniyet Teşkilatı’nın efsane Polis Şefi olarak hatırlıyor…
Aslında her konuya vakıf…
Osmanlı’dan, Cumhuriyete- PKK’dan, dış güçlere- Demokratik açılımdan, kurumlar arası çatışmalara- Dinden, sosyal yapıya- Ekonomiden, siyasete… O kadar çok şey biliyor ki; karşısında hangi konuyu soracağınızı şaşırıyorsunuz.
Son dönemlerde Türkiye’nin içine girmiş olduğu bu karmaşık durumu analiz ederek aydınlatabilecek bilgi donanımına sahip…
Aslında çok soru var aklımda ama bugün en çok ihtiyacımız olan şey, gündemdeki olaylar hakkında dürüst bir ağızdan doğru cevaplar almak…
Ben sordum, O yanıtladı…
-Son günlerde Türkiye karmakarışık… Yolsuzluk-rüşvet-ayakkabı kutuları-milyon dolarlar-yolsuzluğa adı karışan Bakan çocukları ve ihale yolsuzluklarında isimleri zikredilen Bakanlar... Son olarak da Başbakan ve oğlu… Hızla üstü örtülmeye çalışılan bu durumu ve Paralel Devlet iddiasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-O makam, şikayet etme makamı değil, yönetme makamıdır. Allah-Kitap diyerek kimseyi kandıramazsın. Burada Paralel Devlet yok, senin yalanların var. Paralel Devlet dediğin yapıyı sadece tayinle mi çözeceksin yoksa hukuk zemininde mi yapacaksın? Devletin içinde çeteden bahsediyorsun, esas organize suç örgütü olan PKK ya da KCK ile ilgili ne yapacaksın? Sen bir yandan terör örgütü ile pazarlık masasına oturacaksın sonra da şikayet edeceksin…Yargılanması gereken asıl Siyasi İktidar’dır.. ABD’den icazet aldığını açık ve net bir şekilde açıklayan “Yenilikçi Hareket”in doğurduğu AKP, Türkiye’nin imkan, kabiliyet ve kapasitesini batı emperyalizminin hizmetine sunmayı, açıktan ifade etmesine rağmen yargılanması gerekenler maalesef yargılanamıyor ama yargılanacaklar…Bu coğrafyada PKK’yı bize karşı kullanan güçlerle, masaya oturtturan güçler de aynı… Doğu ve Güneydoğu sınırı tamamen KCK’ya teslim edilmiş vaziyette… Halk nezdinde güvensizlik had safhada…. Türkiye, güvenlik ve adalet bakımından çok riskli bir dönem yaşıyor.
-17 Aralık tarihinden beri Türkiye’de yaşanan olaylar, hükümet ile cemaatin hesaplaşması olarak yankılanıyor. Gerçekten böyle bir hesaplaşma varsa; sizce bu neyin hesaplaşması olabilir? Bu, siyasi bir hesaplaşma mı yoksa bir rant hesaplaşması mı? Böyle bir durumda Milli Güvenlik Kurulu ne yapmalıydı?
-Son Milli Güvenlik Kurulu’na bakın. MGK’nın üçlü devlet algısı üzerinde durması gerekiyordu. Üçlü devlet algısını ortaya çıkaran da AKP… Bir yanda cemaatler diğer yanda AKP yandaşları ve KCK-PKK devleti var. Bu üç yapıyı kullanan güç, iki yapıyı kavga ettiriyor. PKK’yı, Ortadoğu-hazar ve Kafkaslar’da kullanacaklar… AKP ve Cemaati çarpıştırarak Türkiye’nin dışarıdan istikrarsız olarak algılanmasını sağlıyorlar… MGK’nın esas üzerinde durması gereken konu buydu. Üçlü algı, batılı güçlerin işine yarıyor. ABD’nin Kıbrıs’ta büyük enerji kaynaklarına egemen olmak istemeleri sonucunda siyasi yapı istikrarsızlaştırılıyor.
-Bu konuda merak ettiğim bir konu daha var. Bildiğiniz gibi, yolsuzluklarla ilgili gözaltılar yapıldı. Fezlekeler hazırlandı. Fezlekeler bir süre askıya alındı sonra iade edildi. Bu arada savcılar değiştirildi. Yolsuzluk konusu ne zaman açılsa Başbakan ve AKP’li bakanlar, iktidara geldikleri günden beri daima 3Y ile savaştıklarını iddia ediyorlar... Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Arşivlerine bir bakın. AKP’nin Yoksulluk-Yolsuzluk-Yasak’larla mücadele ettiği iddiası boş… Bu doğru değil. Ucu kendisine dokunan bir yolsuzluk operasyonunu nasıl kapattığını görmedik mi? Nereden geldiği belli olmayan bir para ekonomisi ile ülkeyi 11 yıldır yönetmiyor mu? Artık mızrak çuvala sığmıyor. Türkiye’nin kaosa itildiğini ve devletin üçe bölündüğünü de vurgulayarak, Türk Siyasetinin 3 kişiye kilitlenmiş vaziyette olduğunu söyleyebiliriz. Tayyip Erdoğan- Fethullah Gülen- Abdullah Öcalan… Üçünü de arşivi bakımından iyi değerlendirmek gerekiyor. Geleceğimiz, bu üç kişinin vereceği kararlarla tayin ediliyor… Millet, kime güveneceğini bilmemekte, halkın arasına kin ve nefret tohumları atılmaktadır. Toplum ayrıştırılarak Millet olma vasfı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Had safhada bir güvensizlik vardır.
-Artık vatandaşın en çok güvendiği polisine de güveni kalmadı…
-Bu, çeteler dediği polisler, daha önce de önemli görevlerde bulundular ve başarı elde ettiler. Madem böyle bir çete vardı, ülkeyi sen yönetiyorsun, bu çetelere bugüne kadar niye müsaade ettin? Bugüne kadar yaptığı görevleri yere göğe sığdıramadığınız bu kişiler şimdi nasıl çete oldu? Odacıya kadar değiştiriyor ve bunları hukuk zemininde yapmıyor… Bir adli ve idari bir suç varsa, bunun hakkında en ufak bir araştırma yapmadan yerine hangi kıstaslara göre eleman atıyor o da belli değil… Böylece kamu hizmetlerinde de bir terör estiriyor.
-Önümüzde Yerel Seçimler var. 30 Mart tarihinde yapılacak olan seçimler adeta partilerin kavgasına dönüştü. Biz millet olarak, siyasi partilere olan sempatimizi bir futbol takımı tutar gibi şekillendiriyoruz. Her ne kadar adaylar kendilerini tanıtsalar da, önceliğimizi hangi partiden katıldığı sorgulamasından yana kullanıyoruz. Yerel Seçimler hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Yerel seçimlerde güvenlik konusunun sıkıntılı olacağı gözüküyor. AKP seçimi kaybetmemek için her şeye başvuruyor. Milletin ihtiyacı olan değil, kendi ihtiyacı olan yasal düzenlemeleri yapıyor. AKP, ülkeye verdiği zararlardan dolayı yargılanmamak için çalıştığını kendi ifadeleri ile ortaya koyuyor.
-Yıllardır siyasetin içindesiniz. Siyaset böyle mi yapılmalı?
-Parti devleti oldu. AKP’nin çıkar ortakları KCK ve cemaatlerdir. Türkiye, Ortadoğu bataklığının tamamen içerisindedir. İktidar sahipleri, silahlı ve silahsız örgütlerden, böyle bir bataklıktan Türkiye’yi koruması gerekirken, maalesef bunları kollayan, koruyan algısını yaratmıştır. Siyaset kirlenmiştir. Kirli siyasetçi, kendisi için her türlü olumsuzluğu ortadan kaldırmak için mücadele eder. Kendi dışındakilerin hak ve hukukunu hiçbir zaman gözetmez. Kamu personeli, eğer kendi personeliyse, onu koruma altına alıyor. Ama kendisine hizmet etmeyen, kendisiyle beraber hareket etmeyen personeline karşı duyarsız… Onu koruma altına almadığı gibi haklarının çiğnenmesine de göz yumuyor.
-1994 yılında ANAP ile siyasete adım atıp, Fatih Belediye Başkanı seçildiniz. Daha sonra İstanbul Milletvekili olarak TBMM’ye girdiniz ve DSP-MHP-ANAP koalisyonunun kurduğu 57. hükümette İçişleri Bakanlığı yaptınız. Bakanlığınız döneminde yolsuzluklara karşı büyük operasyonlar gerçekleştirdiniz. Ve sonra partinizden ayrıldınız. Ocak 2002 tarihinde bir parti kurdunuz. Yurt partisi… Üzerinden 12 yıl geçmesine ve başkanlığında sizin gibi değerli bir siyasetçinin bulunmasına rağmen ülke genelinde fazla tanınan bir parti olamadı… Yurt Partisi olarak hedefleriniz nedir ya da başka bir deyişle, tabanı olan bir siyasi partide siyaset yapmayı neden düşünmüyorsunuz?
-İktidar değiştiğinde Başbakan ve bakanlar Yüce Divan’da yargılanacak. Yargılama da ancak dürüst ve temiz kadroların TBMM’ye girmesi ile gerçekleşir. Biz YURT PARTİSİ’ni bunun için kurduk. Halkın çıkarları için kurduk. Temiz siyaset yapmak için kurduk… Bu kirli siyasi kadrolar gider yerine yeni kirli siyasi kadrolar gelirse hiçbir şey beklemeyelim. Adil yargılama beklersen bu durumda hayal kırıklığı yaşarız. Ancak bu ülkenin namuslu ve dürüst insanları parlamentoya gelirse çok şey değişir.
- Gerçekten de, Türkiye dürüst Siyaset’in özlemini çekiyor. Korumalara ihtiyaç duymadan dolaşabilen bakanların özlemini…-Bize ayırdığınız vakit için ve güvenle okuyabileceğimiz düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
ÖZEL HABER
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Yeni Vatan, Avustralya Haberleri, Yeni Vatan Turkish Newspaper, yenivatan.com.au - 19 Temmuz 2014Manşeti
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV