Yeni Vatan Turkish Newspaper

Erdin Günçe’nin Analiz yazısı: Adem Somyürek vakası

16 Haziran 2020 | Gündem

Erdin Günçe’nin Analiz yazısı:

Adem Somyürek vakası

Siyasi arenada kalıcı olabilmenin bedeli umulandan ağır olabiliyor özellikle parti içi mücadelede bu böyle…
Çok zor incecik hatlar üzerinde durup düşmeden çevrenizdeki tüm hamleleri savuşturmak ve ayakta kalmak gerçekten çok zor.
Düşmemek için fizik bilmeniz, karşı tarafın hamlelerini okuya bilmeniz için psikolojiden anlamanız, oluşan tüm yeni formülleri çöze bilmeniz için kimya bilmeniz en önemlisi de sezgilerinizin deneyimlerinizi iyi kullanmanız gerekiyor.
Victoria Hükümeti’nin yerel yönetimler ve küçük işletmelerden sorumlu bakanı Adem Somyürek uzun süre kalıcı olduğu siyasi arena dan -şimdilik-yenilgiyle ayrılıyor.

 

TAKSİCİLİKTEN BAKANLIĞA
Süreci tam okuyabilmek için biraz geçmişe gitmeliyiz: Taksi şoförüyken parti içinde yapmış olduğu çalışmalar ve sendikaların desteğiyle Somyürek “demokrasinin” ara yollarını hızlıca geçip 2014 yılında İşçi Partisi hükümetinin bakanı oldu. Ardından yaşanan bir olay sonrası (yazının devamında 2015 yılında yazdığım köşe yazımda ayrıntıları bulabilirsiniz) görevinden istifa etti. Devamında o sözünü ettiğim arenada şahsına yönelik kendi ifadesiyle “tezgâha” yanıt verdi ve bunu devam ettiren “sürekli siyasi eylem” içerisine girdi. Gücünü kullanarak tekrar bakanlığa getirildi ve daha yakın zamanda partinin öne çıkan isimlerinden Hint asıllı Jasvinder Sidhu’nun söylemlerinden ötürü partiden ihraç edilmesine öncülük etti tabidir ki daha da güçlendi. Bütün bunlar sonrası karşı tarafın hamlesi gecikmedi, en yakın arkadaşlarından birinin aralarındaki telefon görüşmelerini kaydetmesi ve seçim ofisindeki görüntülerle birlikte medyaya sızdırılması sonucu bir anlamda beklenen son yaşandı. İyi de bu yalnızca Adem Somyürek ve karşıtlarının kavgası mıydı elbette değil!

Anthony Albanese – Bill Shorten Çekişmesi
Bu süreç iki liderin arasındaki parti başkanlığı ve devamında kadroların belirlenmesi kavgasının su üstüne çıkan önemli bir görüntüsüdür. Son derece açıktır ki bu olayın devamında Bill Shorten’ın tabanın tasfiyesi gözle görülür biçimde yeni bir döneme girecektir çünkü bunun için elde yeterli kanıt vardır artık! Adem Somyürek’in siyasi ve en önemlisi kişisel reflekslerini iyi tahlil eden Albanese grubu bunu elde etmiş ve yarışın bu bölümünün ipini önde göğüslemiştir.

Peki ya İşçi Partisi?
Ya bunca parti içi karmaşasıyla iktidara yürüyebilme gerçeği?
En önemlisi ya ona gönül veren seçmenin duyguları?
Biraz bekleyelim adı üstünde demokrasi bu!

Şimdi de 2015 de ki yazıya bir bakalım:

Beklenen oldu ve Victoria Hükümeti’nin Küçük işletmeler, İnovasyon, Ticaret Bakanı Adem Somyürek yaklaşık 8 aydır sürdürdüğü görevinden alındı. ‘Beklenen’ derken, bir suç onayı ya da delillerin güçlü oluşu nedeniyle bu “kaçınılmazdı’ demek istemiyorum. Konu hazırlanış, uygulanış, sonuçlandırılış bakımından kendisini ele vermiştir, meramım odur.

Görünen köy kılavuz istemez misali, iki aylık bir soruşturma sürecinin ardından Başbakan Daniel Andrews, şapkaya konulan tavşanı eliyle koymuş gibi, biraz da illüzyona yeni başlamış kalfa edasıyla çıkarıverdi. Peki gerekçe? Kısaca olayı anımsayalım:

Somyürek bakanlığıyla ilişkin Meclis komisyon toplantısı öncesi gereken raporun hazır ‘olamaması’ nedeniyle öfkelenir. Hazırlıklardan sorumlu Dimity Paul hanımefendi ile münakaşa ederler. Sesler yükselir, sonunda şikâyet başvurusu ve gerekçeli raporda yer alacak olan sözlü ardından da fiili taciz oluştuğu iddiası ortaya konur (Raporda Somyürek’in Paul’un çenesini eliyle ittiği iddia edilmekte). ‘Mağdur’ Paul, şikâyette bulunur. Bu noktada rivayet muhtelif; böyle olduğunu iddia edenler kadar, olmadığını söyleyenler var. Yani Somyürek’in Dimity Paul’e ‘fiziki tacizi’ gerçek mi, değil mi net görünmüyor.

Bu haliyle resmi dondurup, başka kareye geçelim. İddiaya göre; bir Bakan yanında çalışan elemana tacizde bulunuyor, sonrasında Başbakan da kendisini hukuki süreci çalıştırarak görevden alıyor. Bu kadar mı? Bu denli basit bir açıklamayla anlaşılabilir evsafta mıdır konu?

Daha sekiz ay önce tayin edilen, muhalefetteyken de gölge bakanlık yapmış bir kabine üyesinden söz ediyoruz. Bu denli çabuk vaz geçilebilir mi? Yanlış anlaşılmasın, kadına yönelik taciz olaylarının geçiştirilmesi gerektiğini asla söylemiyorum. Bu başka bir şey. Olayın altı yanık kokuyor. Genelden özele doğru gidelim.

 

İşçi Partisi nasıl bir yapıya sahip?

İşçi Partisi tam bir koalisyon dokusu taşımakta; içerisinde her telden görüş var. Aşırı sağdan sola kadar bilinen 7-8 ana grup mevcut. Bu fraksiyonların içinde de farklılıklar çıkabiliyor. Ülkenin en eski partisi, kimine göre bu yapısıyla ayakta kalıyor, kimine göre de içerde dengeleri kurmak adına, amiyane ifadeyle ‘tezgahlar yaşamak durumunda bırakılıyor. Sol kanattan üç nesildir milletvekili çıkaran bir ailenin ferdi olan tanıdığım şöyle demişti “Parti uzlaşı partisidir, homojen bir yapıdan asla söz edilemez.” Sonuçta o da gölge bakan olarak görev yaptığı alanda, parti iktidara gelince bakanlık beklerken kabine dışında bir görevle idare etti.

Sürekli pazarlık ve değişen dengeler içerisinde müthiş bir mücadelenin var olduğu bir arena İşçi Partisi. Siyasetin genel ve acımasız kurallarını öne çıkarıldığı yapının üzerine, bu sübjektif değerleri ekleyerek partinin durumunu düşünmenizde yarar var. Yürünen yol kaygan, üstelik ‘yoldaş’ sandıklarınızın yolunuza atmak üzere sakladıkları muz kabukları da ekstra.

 

Sendikaların rolü

İkinci nokta parti içerisindeki fraksiyonların kaynakları olan sendikalar. Bu kavramları terminolojik anlamda kafanızda var olan klasik tabloya oturtmayın, yanılgı olur (sınıfsal özellik vs). Sendikalar yönetimlerine uygun adaylarını belirler. Parlamentoya giren adaylar, pazarlık sonucu ve elbette iş yapabilme kapasitelerine göre görev alırlar. Sistem genel olarak böyle. Toparlarsak; İşçi Partisi aslında birkaç partiden oluşan bir yapı gibi. Rakip partilerle uğraşmaktan ziyade, kendi içindeki köşelerin kavgasını veren heterojen bir parti olduğunu söylemeye çalışıyorum.

Vakanın daha iyi anlaşılması için açıklamaya muhtaç son halkayı da ekleyelim: Somyürek, 2014 seçimlerinde aşırı sağ siyasetin temsilcisi SDA Sendikası ile birlikte hareket etti. Avustralya’nın en büyük sendikası konumundaki SDA’nın 220 binden fazla üyesi var, Victoria’da ise bu sayı 50 bini geçiyor. Somyürek, desteğini aldığı bu sendikayla çok da rahat değildi. Seçim sonrası sağ kanadın dört unsurunu dışarıda bırakarak yeni güç oluşturmak istedi. Bir anlamda SDA’ya ayar vermiş oldu. Bu, sendika için kolay hazmedilir bir durum değildi. Devamında bakanlık bünyesine bir anlamda SDA tarafından ‘atanan’ ve eşi halen SDA yöneticisi olan Dimity Paul hanımefendiyle düğmeye basıldı.

Zamanlama mükemmeldi, konu ise çok hassas. Komisyon toplantısı öncesi hazırlık raporu gerginliği bahane edilerek olay tırmandırıldı. Bu noktada Somyürek’in ne tepki vereceğinin bilinmesi, üzerinde uzunca konuşulması gereken bir pasajdır. Olay sonrası aşamasında soruşturma biraz uzatıldı. Aslında ilk günden “beklenen’ sonuç kamuoyuna çarpıcı karelerle aktarıldı. Bakan gitti, şikâyet sahibi ‘tacize uğrayanlar’, Başbakanlık bünyesinde işlere alındılar.

Somyürek ekibi ise 8 haftalık ücretleri karşılığı dışarıya davet edildi. Bu süreç, İşçi Partisi’nde yaşanan ne ilk ne de son “tashih-i durumdur”, ama birilerinin düzelttiğini iddia ettikleri her durumun yan tesirleri olacaktır. Somyürek ile program yaptığımızda, tavırları, sakinliği ve hedefleri açısından pozitif şeyler paylaşmıştı Arka Bahçe’de. Yazık oldu. Somyürek gerek kendi siyasi geleceği gerekse yetiştireceği yeni yüzler için bu yarışın bu turunu dikkatli koşmalı. Pazarlıkları bitmiş, kararı verilmiş, kalemi kırılmış bir konumdan güçlenerek çıkmanın yolu elbette vardır ama bunun yanıtı partinin kirli çamaşırlarını ekran karşısında yola sermek olmamalı. Önce sakin olmalı, sonra yine sakin olmalı. Tabi eğer “daha yarış bitmedi” diyorsa. 

Erdin Günçe