Yeni Vatan Turkish Newspaper

Hürmüz Boğazı riskine karşı en kötü senaryo

2 Mart 2026 | Dünya

Avustralya’da sürücülere, ham petrol fiyatlarında olası artışın pompa fiyatlarına yansımadan önce yakıt almaları çağrısı yapıldı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının, Orta Doğu’da misillemelerin petrol akışını aksatabileceği endişelerini artırdığı belirtildi.

Petrol sevkiyatının büyük ölçüde Hürmüz Boğazı’na bağlı olduğu, İran’ın bu su yolunu kontrol ettiği ve dünyanın üçüncü büyük kanıtlanmış petrol rezervlerini yönettiği kaydedildi.

“En kötü senaryo” uyarısı

Danışmanlık şirketi Lipow Oil Associates’in başkanı Andy Lipow, CNN’e yaptığı açıklamada, petrol piyasası için “en kötü senaryonun” Suudi petrol altyapısına saldırı ve ardından Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması olduğunu söyledi. Lipow, İran’ın bölgede petrol tankerlerine ayrım gözetmeksizin saldırıp saldırmayacağının ve su yolunu kapatıp kapatmayacağının “henüz belli olmadığını” ifade etti.

Lipow ayrıca petrol fiyatlarının varil başına $US5’e kadar, hatta daha fazla artabileceği uyarısında bulundu.

VHF mesajları ve sigorta maliyetleri

Reuters’a konuşan bir Avrupa Birliği yetkilisi, cumartesi günü gemilerin İran Devrim Muhafızları’ndan VHF üzerinden “Hürmüz Boğazı’ndan hiçbir geminin geçmesine izin verilmediği” yönünde iletimler aldığını, ancak İran’ın bu emri resmen doğrulamadığını söyledi.

Sibylline’da yardımcı analist Megan Sutcliffe ise BBC’ye yaptığı değerlendirmede, boğazdan geçişin cuma günü 20 milyon varilden pazar günü sıfıra düşmesinde hem Devrim Muhafızları’nın uyarısının hem de Lloyd’s of London’ın savaş dönemi sigorta maliyetlerini artırmasının etkili olmasının muhtemel olduğunu belirtti.

Sutcliffe, Devrim Muhafızları ve İran’ın konvansiyonel donanması tarafından hedef alınma riskine dikkat çekerek, rotanın değiştirilmesi veya İran sularına yönlendirme emrinin “rehine durumuna” ya da daha geniş çaplı askeri faaliyetlere yol açabileceğini; personel ile petrol ve gaz gibi yüksek derecede yanıcı varlıklar açısından riskin “akut” olduğunu söyledi. Sutcliffe ayrıca artan sigorta maliyetlerinden kaynaklanan finansal kaygıların, ABD, İran ve İsrail arasındaki olası çatışma dönemi boyunca sürebileceğini ifade etti.

Pazar günü yayımlanan gemi verilerine göre, ham petrol ve LNG gemileri dahil en az 150 tanker Hürmüz Boğazı’nın ötesindeki açık Körfez sularında demirledi; boğazın diğer tarafında da onlarca geminin hareketsiz olduğu bildirildi. Ticaret kaynakları, bazı tanker sahipleri, büyük petrol şirketleri ve ticaret kuruluşlarının saldırıların ardından Hürmüz Boğazı üzerinden ham petrol, yakıt ve LNG sevkiyatını askıya aldığını; Tahran’ın da seyrüseferi kapattığını söyledi.

ABD Donanması liderliğindeki Joint Maritime Information Center ise cumartesi günü yayımladığı notta, boğazdan trafiğin askıya alındığına dair “tanınmış denizcilik otoriteleri” tarafından uluslararası düzeyde iletilmiş resmi bir bildirim bulunmadığını belirtti. Merkez, denizcilerin artan deniz kuvveti varlığı, güç koruma tedbirlerinin artırılması, olası VHF çağrıları, boğaz dışındaki demirleme alanları yakınında yoğunluk ve sigorta piyasasında oynaklık beklemesi gerektiğini kaydetti.

Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında yer alan Hürmüz Boğazı’nın en dar noktasında 33,7 kilometre genişliğinde olduğu ve petrol zengini Basra Körfezi’nden dünyaya ham petrol sevkiyatı için tek geçiş yolu olduğu aktarıldı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne (EIA) göre boğazdan her gün yaklaşık 20 milyon varil petrolün, yani küresel günlük üretimin yaklaşık beşte birinin geçtiği; EIA’nın burayı “kritik bir petrol darboğazı” olarak nitelediği belirtildi.

EIA tahminlerine göre geçen yıl Hürmüz Boğazı’ndan geçen ham petrolün yüzde 84’ü ve sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 83’ü Asya pazarlarına gitti. EIA verilerine göre Çin bu yılın ilk çeyreğinde Hürmüz Boğazı üzerinden günde 5,4 milyon varil tedarik ederken; Hindistan ve Güney Kore sırasıyla 2,1 milyon ve 1,7 milyon varil ithalat yaptı. Aynı dönemde ABD’nin 400 bin, Avrupa’nın ise 500 bin varil ithal ettiği kaydedildi.