Pankreas kanserinde mRNA aşısı umudu
Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği’nin (AACR) 2026 Yıllık Toplantısı’nda sunulan yeni klinik araştırma verilerine göre, pankreas kanseri tedavisinde geliştirilen kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşısı bazı hastalarda uzun vadeli sonuç verdi. Autogene cevumeran adı verilen terapötik aşının uygulandığı hastalarda, tedaviden altı yıl sonra bile kanserin geri dönmediği tespit edildi.
Pankreas kanseri vakalarının büyük bölümünü oluşturan pankreatik duktal adenokarsinomun mevcut tedavilere karşı son derece dirençli olduğu, tümör cerrahi olarak tamamen temizlense bile hastalığın tekrarlama olasılığının yüzde 80’e ulaştığı belirtildi. Hastalığın beş yıllık hayatta kalma oranının ise dünya genelinde yaklaşık yüzde 13 olduğu kaydedildi.
Bağışıklık yanıtı
Yeni klinik takip verilerine göre, kemoterapi ve özel bir immünoterapi yöntemiyle birleştirilen kişiselleştirilmiş aşı tedavisinde bağışıklık sistemi olumlu yanıt veren 8 hastanın 7’si, son dozdan 4 ila 6 yıl sonra hayatta kaldı ve kanser belirtisi göstermedi. Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nden baş araştırmacı Vinod Balachandran, hastanın kendi bağışıklık sistemini eğiterek hastalığın kontrol altına alınabileceğine inandıklarını belirtti.
Araştırmada, pankreas kanserinin kanser hücrelerini bağışıklık sisteminden gizleme yeteneği nedeniyle bağışıklık temelli tedaviler için zorlu bir hedef olduğu ifade edildi. BioNTech bünyesindeki bilim insanlarının, hastaların tümörlerinin genetik dizilimini çıkararak doğrudan o hastanın kanser hücrelerindeki neoantijenleri hedef alan kişiselleştirilmiş aşılar geliştirdiği aktarıldı.
Klinik süreç
Söz konusu mRNA aşısının, geleneksel koruyucu aşılardan farklı olarak hasta kansere yakalandıktan ve kitle cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra uygulandığı belirtildi. Tedavinin amacının, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve ilerleyen yıllarda kanserin nüksetmesini engellemek olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, erken evre sonuçların umut verici olduğunu ancak araştırmanın 16 kişilik sınırlı bir hasta grubunda yapıldığına dikkat çekti. Tedavinin daha geniş ölçekte etkinliğini değerlendirmek amacıyla 260 hastanın katılımıyla 2023’te başlatılan Faz II klinik denemelerinin 2031 yılına kadar tamamlanmasının beklendiği bildirildi.