Erdin Günçe

Erdin Günçe

Mail: merdin.gunce@gmail.com

16 Ekim Dünya Gıda Günü

Uzun aradan sonra güney usulü fırında patlıcan tava yapmaya karar verdim. Anadolu’nun geleneksel lezzetlerindendir. Ben bugün “Maraş usulü” yapılana niyetliyim. Bir yemeğin beş farklı tarifi var. Bu da kültür zenginliği olsa gerek. Patlıcanlar tam istediğim ölçüde değil, bizim bostan patlıcan dediklerimizden, tombul ve büyükler ne yapalım bu diyarı gurbette sülün gibi patlıcanı nasıl bulacaksınız. Alacalı soyup ve biraz da küçültüp tuzlu suya koyuyorum acısı çıksın diye; keşke tüm acılarımızı bu denli kolay çıkarıp atabilsek içimizden. Bu arada gözüm televizyonda ne var ne yok bakıyorum. Avustralya’daki Corona hasta ya da vaka sayısı (bunu bazıları ayırmaya çok meraklı bu aralar) düşmüş dünya kırılıp insanlar ölüp giderken burada yaşayanlar gerçekten şanslılar.
Birden Trump çıkıyor ekranlara, enfekte olmuş. Yemek yaparken bile rahat yok insana. O her zamanki tavrıyla sarayının dışında yalancı pehlivanlar misali yürüyor neyse ki şükür iyiymiş şimdi; kurtuldu dünya...
Sarımsaklar sekiz diş olacak ezmeden bütün koyarım ben. Yeşil biberleri biraz daha küçük doğramalıyım. Tepside küçük doğranmış kuzu etinin üzerine malzemeleri koyuyorum. Baharatlar, soyulmuş dört iri domates, yeşil biber ve patlıcanların üzerinde karışmayı bekliyor. Derken sıvı yağ salça (biber ve domates birer kaşık) ilave edip hepsini karıştırıyorum. Bakıyorum Trump da ortalığı karıştırıyor. Onun da işi o. Seçimi kaybederse sonuçları kabul etmeyebilirmiş. Ekrana Biden’la yaptıkları ne olduğu belirsiz ilk tartışma programından görüntüler geliyor. Dünya tarihi böyle rezaleti daha önce görmemiştir sanırım. Karşılıklı hakaretler. Tarifsiz bir saygısızlık. Bu insanlar mı dünyanın nereye doğru gideceğine karar verenlerin sözcüsü olacak? Belki de böylesi daha uygun. Derken mahalle kavgası bitiyor.
Elim işte gözüm olup bitende. Patlıcan tavanın tüm malzemelerinin karışma işlemi bitti. Yağ ve salçalar yoğrulan malzemenin üzerine kalan biber ve domatesleri de ilave edip fırına koyarken birden tereyağı ilişiyor gözüme aslında kuyruk yağ konur ama olmadığı için tereyağı koyup üzerini kapatıp veriyorum fırına. Bir saate yakın pişecek son on dakika üzerini açacağım çıtırdasın sebzeler diye...

***

İnternetteyim. Gördün mü bak bugün Putin’in doğum günüymüş nasıl da atlamışım. Yakın olsa bir tabak patlıcan tava da ona götürürdüm. Uzak anacım ha deyince gidilmiyor. Hem uçak da yok ta bilmem hangi tarihe kadar. Aman neyse ki Rus genel kurmayı duruma hâkim, unutmamışlar Vilademir’in doğum gününü. Ona hediye olarak Zirkon hipersonik bir füze yapmışlar. Binip üzerine gezer mi bilmiyorum ama bu füze bildiğiniz gibi değilmiş. Genel kurmay başkanı Gerasimov anlatıyor; bu füze dakikada yüz kilometre hızla gidip ta 450 km ilerideki hedefi yok ediyormuş. Denemişler doğum gününde yok olup gitmiş hedef. Rivayete göre bu acayip füzenin üzerinde “iyi ki doğdun Vilyoşka” yazıyormuş. Ben “yok artık” dedim bilmem siz ne dersiniz?

Fırından yemeğin iştah açıcı kokuları gelmeye başladı. Muhteşem bir lezzet beni bekliyor. İnsanı bekleyen şeyin biliniyor olması ne kadar güzel. Oysa milyarlarca insan bir saat sonra ne olacaklarını bilemeden yaşıyorlar. Varsa işlerini, evlerini ailelerini ve hayatlarını kaybedebilirler. İhmal düzensiz yaşam çöken sistemler ve diğer yanda biteviye silahlanma yarışı onları bir saat sonra yani bir yemek pişmesi süresinde daha da büyük acılara savurabilir.
Toplamda yılda 1,7 trilyon US doları silahlanmaya ayrılan para. Başı da Amerika çekiyor ardında Çin ve sonra Rusya... Oysa bu parayla neler yapılmaz ki. Mesela dünyanın bütün yoksulları doyabilirler. Hepsinin içecek temiz suyu, barınacakları evleri, işleri olabilir. Çocuklar okullara gidebilir, eşit ve hakça bir yaşamın içerisinde büyüme fırsatı bulabilirler. Babalar borçları yüzünden kendini yakmak zorunda kalmaz annelerin göz yaşları bir nebze olsun durabilir. Çok değil harcanan paranın onda biriyle yapılabilir bunların hepsi. Hayal mi? Hayalse de varsın olsun!

***

Elbette Putin’e hediye edildiği söylenen füzenin denemesinin bir başka hedefi var. Amerika ile Rusya arasında akdedilen ve süresi 2021’in şubat ayında bitecek olan New START nükleer silahların kontrolü anlaşmasının yenilenmemesi söz konusu. Taraflar olası bir devam kararına giderken masaya daha güçlü oturmak istiyorlar. Hatırlayın; ikinci dünya savaşı sonunda bu mantıkla hareket eden Amerika teslim olmaya hazır Japonya’ya iki atom bombası atmış ve 230 bin insanı yok etmişti. Aradan 75 yıl geçti bombaların düştüğü yerde hala ot bitmiyor. Peki bu utanç tablosunu niye yarattılar (İngiltere ve Kanada ile ortaklaşa) çünkü öngördükleri Sovyet tehlikesinin kontrol edilmesi ve dünyada açılan yeni sayfanın yalnızca kendileri tarafından yazılmasını hedeflediler. Açıkça dünyanın tek efendisi olduklarının net mesajıydı. Bu durumda farklı “caydırıcı güçlerin” oluşmasını beklemek meramımıza ters düşse de çok da yanlış olmuyor. Bu ironide kendisini yakalayan hatta tavaya atan bir balık misali debelenip duruyor insanoğlu.

***

Maraş usulü patlıcan tava pişti. Elime sağlık. Birazını da komşulara vereceğim.
Peki bu sürede yani bir saatte dünyada neler oldu bir bakalım:
Yaklaşık bir milyar ekmek çöpe atıldı.
1000 kişi açlıktan,
750 çocuk bakımsızlıktan öldü.
Buna karşılık yaşayan 2,3 milyar obez ve aşırı kilolu hasta için 25 milyar dolar harcandı.

16 Ekim Dünya Gıda Gününüz kutlu olsun!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar