Sibel Yıldırım

Sibel Yıldırım

Mail: sibelyildirimtiyatral@gmail.com

GECEYİ SEVİYORUM SENİ GÖRÜYORUM SHAKESPEARE KAFAM

_ Aşk üzerine biraz kafa karıştıran bir yazı _

"Sansarlar güzel hayvanlar. Hafif ve masum gibi görünseler de sadece görüntü olarak böyledir. Kedilerle, farelerle ve kuşlarla küçük savaşlarını sürdürürler. Kendi aralarında da dövüşürler."
_ SÜR PULLUĞUNU ÖLÜLERİN KEMİKLERİ ÜZERİNDE _

Sayfa 63.

Az önce sayfa 63' e hapşırdım.
Sayfa 63' e yazık ettiğimi düşünüyorum.
O'nu düşünüyorum.
O'nu çok mu düşünüyorum?

Kitapta yazdığı gibi;
"Sansarlar güzel hayvanlar. Ama, kendi aralarında da dövüşürler."

İnsanlar;
Ben kendimi bildim bileli.
Kendi aralarında da dövüşürler.

_ Hele Aşk'ta! _

( Aşk'ı nasıl tarif etmeliyim? _ Aşk; Tınısı kulağımda bir bomba?. . . )

O'nu düşünüyorum.
Tanımlamaya çalışıyorum O'nu. Aşk üzerinden. Aşk'ı, O'nun üzerinden.

Pesimist miydi?
Bilmiyorum.
Optimist de değildi.

Düşüncelerini ben sormazsam eğer, benimle paylaşmıyordu.

Yaşamı göğüsleyebilme şekli beni ilgilendirmiyordu ama gücü etkiliyordu.

Daha çok motivasyonunun devamlılığı ile ilgileniyordum.

_ Motivasyonu tam mıydı, yoksa bazı şeyler için mi vardı, ( aslında yok muydu, var mıydı? ) bilmiyorum! _

O'nun gibi olamazdım, yöntemi kendine hastı. Taklit edemezdim.

Ayakta alkışlıyordum, O'nu.
Karşılık beklemiyordum, O'ndan.

Aşk, beklentiye girdiğiniz an kesinlikle çuvallayacağınız bir şeydi.
Ve bu, çok net bir bilgiydi.
_ ampirik _

Kendi kendime söyleniyordum;
Oyunculuk yeteneğinden bahsetmesin kimse bana, yaşamda ayakta kalabilme yeteneğinden bahsetsin!

O ayakta kalabiliyordu!
Kim ayakta kalamıyordu?

Her aşık olan ayakta kalamıyordu.
Ama aşıkken çoğu insan ayakta kalıyordu.
( Karşı tarafın koltuğu her zaman sizin adınıza boş olmuyordu. Üzgünüm! )

Aradaki farkı kaç kişi seziyordu?

Romeo ve Juliet 'i düşünüyordum.
Kendimi durduramıyordum.
Söylenip duruyordum.
Kendime kızıyordum.
Kime kızayım?
Shakespeare 'e mi kızayım?!

Shakespeare 'e de kızıyordum, o ayrı.
Mutlu Aşk hiç yok muydu?!
Sonra,
kendimi elimden tutup, sessizliğe çekiyordum.
_ Bu işi çok iyi yaparım _

O'nun gibi sakin, yaşamın ne olursa olsun olumluya dönüşeceğine inanan, her şeyin geçiciliğine inanmış, "her şeyi aşmış" bir hale gelebilir miydim?
O'nun gibi; kızmayı, kıyaslamayı bir kenara bırakabilir miydim, hatta çöpe atabilir miydim?
Yeniden başlatabilir miydim dünyayı parmağımın ucunda, biraz da benim için dönsün?

_ bombayı etkisiz hale getirebilir miydim;
yoksa teoride müthiş, pratikte pejmürde miydim? _

Belki müthiş bir aileden geliyordu.
Belki kendini çok iyi eğitmişti.
Ben aşık ve Pesimisttim.
O aşık ve güçlüydü, net.

Tek yapmam gereken, Aşk'ı tanımlamaktı.
Gözlerinin taa içine bakarak. . . Ortalamada. Doğru bir tarif.

Doğru tarif ettiğim şeyi yanlış yaşayacak değildim ya!

_ Ama görüyorum ki tuzağa düşmüştüm. _

( Eğer yaşamda bugüne kadar pek çok kez düşüp, pek çok şey kaybettiğinizi düşünüyorsanız, bu tam olarak kendi içinizdekini, dışınızdaki ile kıyaslama yanlışlığınızdan oluyor. )

Tuzak; Kıyas yapmak.
Yapmayın!

Tuzaaaaak vaaaar!
( Herhalde var! Aşk'ta tuzak hep var. Hayatın her alanında zaten var. Niye bağırıyorsun? )

Böylece,
"Sayesinde" Aşk ile ilişkim değişti.
"Kıyaslamamak" üzerine kuruldu.
Zordu.

Tarifi yaptım kalbime;
Şöhretli ve Uzaksın, arkandakiler sıradan bir ölümlü Aşk!

Başka nasıl tarif edebilirdim?
Yakınlı uzaklı hayranlık içindeydim,
O'nu tanıdım tanıyalı.

Bombayı fark ettim.
Tehlikeyi seyrettim.
Gördüklerime katlandım.
Ve hepsini Aşk için yaptım.
. . . yanlış giden şeyleri kendi haline bırakıp, iyi giden şeyleri kurtarmaya çalıştım,
bombadan.
Aşk'tan çok şey öğrendim.
Yapmak istediğim şey, Aşk 'ı O'nun yüzüne, gözlerinin taa içine bakarak tanımlamaktı.
Gücünü güçsüzlüğümle kıyaslamadan, kendimi doğru anlatmaktı.
Zaten bu mümkün de değildi, yani kendimi O'nunla kıyaslarsam sadece moral bozukluğumla eve dönmüş olacaktım.

(Olgun bir kız olsaydım hikayeyi iki tarafından okur, eğer O da kendini benimle kıyaslama tuzağına düşecek olursa _ ki O, bu tuzağa düşmezdi _ ama olursa, O da moral bozukluğuyla eve döneceği başlıklar bulabilirdi kendine _ )

Birilerinin moralini bozmak niye bu kadar önemliydi?!
Aşk'ta güçlü taraf olmaya çalışmak?
Tersini yaşayan daha güçlüydü.
Özünde bunu hepimiz biliyorduk.

_ Köpek sezgisi _

O,
Kendini,
kendinden başka hiçbir şey ile,
Dünya ile
kıyaslamayacaktı.
Hiç.
Hiçbir
Zaman.
Ve bu,
O' na aşık olmamın, O'nun olgunluğu üzerinden,
tarifiydi!

Gerçek tarif buydu.

_ Köpek sezgisi _

Bir gün mutlaka tanışacaktık.
- Merhabalaaar. Pratikte; Pejmürde ben.
Çok memnun oldum.

Ahhh, dilerim böyle olmazdı.

Evet Aşk, kendinizle _ zaaflarınızla, gücünüzle, güçsüzlüğünüzle _ bakıştığınız kırık bir ayna ile buluştururdu sizi, ama önemli olan bunların değişken olduğunu görebilmekti. . .
Kendinizi, herbirinin içine doğru kıvamda, doğru konumda yerleştirmekti.

Yaşam için tek formül buydu sanki.

Dünya yıkılsa zaaflarım için, Aşk'ım için, tutkularım için, zaten zor olan yaşam şartlarında seçimler yaparken, doğal olarak deneyim kazandıran hatalarım için, herkes kadar yanlışlarım, herkes kadar doğrularım için, kendimi savunmamayı, sessiz kalmayı, bunun cesur bir duruş olduğunu öğrenmiştim yaşayarak.

Kimilerine göre küstahlaşıyordum.

Sizi kendi oyun alanlarına istedikleri gibi çekemeyenler, arkanızdan hep bu tarifi yapacaklar _ Sorun yok !_

( Birileri konuşur, birileri yaşar! )

Pardon, ne sanmıştınız yaşamı?!
Kişisel düşmanlıklar alanı mı?
Yoo, hiç de göründüğü gibi değil içerisi,
Dışarıdan.
Dört dörtlük fotoğraflar çıkmıyor her zaman!
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"Sansarlar güzel hayvanlar. Ama, kendi aralarında da dövüşürler."

İnsanlar;
Ben kendimi bildim bileli.
Kendi aralarında da dövüşürler.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Aşk kavramın değişiyor.
(Hadi ya!)
Güneş vurduğunda _ göz rengin de değişiyor.
Hayat değişiyor.
Kalıcı ne var ki?

"Geceyi seviyorum Seni görüyorum Shakespeare kafam!"

Aşk en son, Romeo ve Juliet'indi.
Aşk melankolik, platonik ve pitoreskti.
Şimdi?

bir savunma makinesi!

Yoksa doğru tarif;
. . . bireysel acıyı yani Aşk'ı, toplumsal zincirle bağlamak _ mıydı?

Yüksek Lisans tezimi, "William Shakespeare 'in Romeo ve Juliet' inden Yola Çıkarak Mutlu Aşk Yoktur." üzerine yazmıştım.

Aşkın niye iki tarafı aynı anda mutlu edemeyeceğini, niye mutlu bir aşkın olamayacağını, geçmişte bunu niye savunduğumu size uzun uzun anlatmayacağım.
Geçmişimin güçlü olmasını istemişim belli ki.

Mutlu Aşk Yoktu.
Var mıydı?
Ahhhhh, Shakespeare nasıl kızıyorum sana!

Aşk'a inanıyordum.
(Mutlu Aşk 'a mı inanmıyordum?)
Aşk çeşitli, Tutku tekti.
Ne kadarı bireyseldi?
Aşktan çok acıya inanıyordum.
Aşk'a inanmıyordum.
Yoo, inanıyordum.
Bir şeye inanmıyordum ama neye inanmıyordum?

Gözlerinin taa içine bakıyordum.
Şimdi.
Bu cümleleri, tek tek hepsini yüzüne haykırıyordum.
Kafamı karıştırdığı için Shakespeare 'e kızıyordum.
Kendime daha çok kızıyordum.
O'na kızıyordum. Buna kızıyordum.
Çaktırmıyordum.
Kuyruğu dik tutuyordum.
Gözlerinin taaa içine bakıyordum.
Karşımdaydı.
Belki bir daha böyle bir şansım olmayacaktı.
Aşıktım.
Gördüklerime dayanacaktım.
Uğrunda yaralanacaktım.
Kanayacaktım.
Suratına hapşıracaktım.
(Yazık olacaktı.)
O Aşk'tı.
Katlanacaktım.
Büyüyecektim.

Gitmeyi, kalmayı, her birini doğru zamanda yapmayı. . .
öğrenecektim.

Şiirler yazacaktım;
"Geceyi seviyorum
Seni görüyorum
Shakespeare kafam!"

Ağlayacaktım.

Sansarlar güzel hayvanlardı.
Ve Aşk,
_ tarifi istediğiniz gibi yapıp, öyle davranın _ kendinle dövüşmeden yaşanmazdı.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar