Ali Ulutaş

Ali Ulutaş

Mail: aliulutas@yenivatan.com.au

Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşını başlatması

Uzun bir aradan sonra Yeni Vatan gazetesi tekrar yayına başlayarak okurlarımla buluşturdu. Bunun için, gazeteyi çıkaran dostum Ahmet Polat’a candan teşekkür ediyorum.

Toplumda bazı çevreler Cumhuriyetin yakın tarihini çarpıtarak ortalığa bir yığın yanlış bilgiyle dolduruyorlar. Doğru bilgileri sırası ile tarihi vesikalara dayanarak açıklamaya çalışacağım.

Bazı kesimler diyorlar ki: Mustafa Kemal’i Kurtuluş Savaşını başlatması için bilmem kaç kese altınla Padişah Vahdettin Anadolu’ya göndermiş, fakat zaferden sonra Mustafa Kemal Padişaha ihanet etmiştir. İddialar böyle. 

Şimdi gerçeğe bakalım:

Bir defa bu ağızlar hep Mustafa Kemal diye söylerler. Atatürk soyadını kolay kolay telaffuz etmezler. Bizler ise bilerek ve onur duyarak O’na Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk demeye devam edeceğiz. 

Ulu Önder Yıldırım Orduları Kumandanı olarak Suriye cephesinde iken saraya birtakım önerilerde bulunur. Dönemin hükümeti bu önerileri ret edince Adana’ya döner ve ordu kumandanlığından istifa ederek İstanbul’a gider. İstanbul’da kaldığı altı ay boyunca bir taraftan izlenirken öbür taraftan Atatürk, yurdu yeni bir hareketle nasıl kurtarabiliriz sorusunun cevabı için tanıdığı bütün Paşalar ile görüşmelerde bulunur. Genel Kurmaydaki yurtsever Paşalarla gizli anlaşmalar yapar. Kendisi ile iş birliği yapacak Paşaları Anadolu’da çeşitli birliklerin başına komutan olarak atanmalarına vesile olur. 

Bunlardan Kazım Karabekir Paşa Erzurum’daki Kolordunun komutanı, Ali Fuat Cebesoy Paşa Ankara’daki Kolordunun komutanı, Fahrettin Paşa’da Konya’daki Kolordunun komutanı olarak atanırlar. Kendi konumu içinse, Anadolu’ya resmi ve geniş yetkilerle atanma yollarını araştırır. Eğer bir yol bulunursa resmi görevle, bulunmazsa sivil olarak gizli yollarla Anadolu’ya gitmeyi kararlaştırır. Derken, Samsun ili ve civarı için, oradaki bir kısım fanatik Rum bozguncularının şikayetleri üzerine İngiliz Komutan Galtrop saraya bir ültimatom verir ve ‘Türkler oradaki Hıristiyanları taciz etmekteler ya önleyin ya da bizler oraları işgal edeceğiz’ der. 

Bunun üzerine telaşa düşen saray oraları sükunete erdirecek, Hıristiyan vatandaşların güvenliklerini sağlayacak etkili, sözü dinlenebilecek bir Paşa ararlar. İşte o zaman tetikte bekleyen Mustafa Kemal Atatürk’ün genel kurmayda görevli ekibi saraya bu işi ancak Mustafa Kemal Paşa’nın çözebileceğini Padişah’a önerirler. Padişah Vahdettin Mustafa Kemal Paşa’ya saraya çağırır ve derki ‘Paşa şimdiye kadar güzel hizmetlerde bulundun. Bu görevi de üstlenip oraları sükunete kavuştur’ der. Paşa’da kendisinden emin bir şekilde ‘Görev verilirse, bunu seve seve kabul edip, bu hizmeti yerine getirim’ der. 

Nihayetinde İngilizler oraları işgal etmesinler ve gerekli sükûnet sağlansın diye Mustafa Kemal’i ordu müfettişi ve diğer ileride kontrol edebileceği bir yetki ile görevlendirirler.


Yani, Bağımsızlık Savaşını başlatması için değil; İngilizlerin şikayetlerini dikkate alarak sükuneti sağlamak için görevlendirilir. O’nu ve heyetini götürecek olan Bandırma Vapuru da Kız Kulesi açıklarında beklerken; Mustafa Kemal Paşa bunu fırsat bilerek, Anadolu’ya silah kaçırmasın diye İngiliz askerlerince geminin her tarafı aranır. 

Mustafa Kemal Paşa aldığı çeşitli ihbarları da göz önünde bulundurarak gemi kaptanına daima kıyılara yakın rota takip etmesini emir eder. Samsun’a ayak basınca oradaki yetkililerden Rum ileri gelenleri ile yerleşik mahallelerini ve köylerini sorar ve ziyaret eder. Türklerden kendilerine herhangi bir saldırı ya da taciz olayının yapılıp yapılmadığını sorar. Aldığı cevaplarda herhangi bir saldırı ve tacizin olmadığını, üstelik oradaki Müslümanlarla çok iyi geçinmekte olduklarını belirtirler. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa ilgili iddiaların asılsız olduğunu oradaki Rum ve diğer Hıristiyan vatandaşların ifadelerine dayandırarak saraya rapor yazar ve gönderir.

Bu raporla eli rahatlayan Padişah, İngilizlerin iddialarının asılsız olduğunu komutanlarına bildirir. Ama Mustafa Kemal Paşa’ya güvenmeyen işgal kuvvetleri komutanı, o halde Mustafa Kemal Paşa’nın derhal deri çağrılması için saraya baskı yaparlar. Baskılara dayanamayan Padişah Mustafa Kemal Paşaya geri çağırır. Mustafa Kemal Paşa’da önceleri çeşitli bahanelerle sarayı oyalarsa da gelen baskılara dayanamayıp Erzurum’da Kazım Karabekir Paşa’nın karargahında askerlikten istifa ettiğini ve geri dönmeyeceğini bildirir. Bunun üzerine Kazım Karabekir Paşa, ayağa kalkar selam duruşunda durarak ‘Sonuna kadar emrinizdeyim Paşa hazretleri’ der ve birlikte Erzurum kongresini hazırlarlar.

Konunun devamı gelecek yazılarda yazılacaktır. Şimdilik sağlıcakla kalınız.

Ali Ulutaş

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar