Konut arzını artırmak için imar kurallarında gevşeme çağrısı
Yükseklik sınırları, asgari arsa büyüklüğü, otopark zorunluluğu ve yavaş onay süreçleri, yeni konut üretiminin önündeki başlıca engeller arasında gösterildi.
Avustralya Verimlilik Komisyonu’nun yayımladığı ara rapora göre, hükümetlerin zaman içinde getirdiği çok katmanlı kurallar yeni konut projelerini engelliyor ya da ölçeğini küçültüyor; bu durum da ülkedeki konut krizini derinleştiriyor.
Raporda, insanların yaşamak istediği bölgelerde yeterli konut bulunmamasının son yıllarda konut erişilebilirliğini ciddi biçimde bozduğu belirtildi. Verimlilik Komisyonu Başkanı Danielle Wood, ortalama bir hanenin tipik bir konut için yüzde 20 peşinat biriktirme süresinin 2005’te sekiz yıl iken 11 yıla çıktığını söyledi.
Öne çıkan engeller
Komisyon, yükseklik sınırları, azami emsal uygulamaları, zorunlu otopark alanları, geniş miras koruma alanları, asgari arsa büyüklüğü ve yapı yaklaşma mesafesi kuralları gibi düzenlemelerin arzı sınırladığını kaydetti. Rapora göre, bu tür kuralların azaltılması ya da kaldırılması, yeni konut üretimini hızlandırabilecek temel adımlar arasında yer alıyor.
Danielle Wood, düzenlemelerin önemli olduğunu ancak aşırı ya da kötü tasarlanmış kuralların yeni konut yapımını durdurabildiğini, projeleri daha yavaş ve pahalı hale getirdiğini, mevcut konut türlerinin çeşitliliğini azalttığını söyledi. Wood, kuralların, Avustralyalıların değer verdiği unsurları korurken doğru yerlerde yeterli konut inşasına izin vermesi gerektiğini belirtti.
Ara raporda ayrıca, yerleşim alanlarının büyük bölümünde üç kata kadar yapılaşmaya izin verecek imar değişikliklerinin, Yeni Zelanda’daki benzer düzenlemelerde olduğu gibi, konut arzını artırmaya yardımcı olabileceği belirtildi. Mevcut toplu taşıma hatlarının çevresinde orta ve yüksek katlı apartmanlara izin verilmesi, ticari bölgelerde konut yapılabilmesi ve asgari arsa büyüklüğü şartlarının düşürülmesi de öneriler arasında sıralandı.
Konut tipleri ve uygulanabilirlik sorunu
Raporda, azami emsal oranları, asgari konut büyüklükleri, apartmanlar için depolama alanı zorunlulukları, yapı yaklaşma mesafesi kuralları ve yükseklik sınırları gibi, inşa edilebilecek konut türlerinin çeşitliliğini sınırlayan denetimlerin de kaldırılması ya da gevşetilmesi gerektiği ifade edildi. Bu yetkilerin büyük bölümünün eyalet, bölge ya da yerel yönetimlerin elinde bulunduğu, bunların bazılarının ise halihazırda kullanılmaya başlandığı belirtildi.
Raporda, New South Wales’te ulaşım ve faaliyet merkezlerine yürüme mesafesindeki düşük ve orta yoğunluklu konut politikasının 650 bin ek konut kapasitesi yaratabileceği, ancak bunun 240 bininin ticari olarak uygulanabilir göründüğü belirtildi. Komisyona göre bu durum, projeleri ticari olarak uygulanamaz hale getiren tasarım kısıtlarının kaldırılması gerektiğini ortaya koydu.
Onay süreçleri de hedefte
Raporda, yavaş ve karmaşık onay süreçlerinin de yeni konutları geciktirdiği ve bazı projeleri ekonomik olmaktan çıkardığı ifade edildi. İnşaat sektörünün, birbiriyle çakışan onay mekanizmaları, farklı yönetim kademeleri, yönlendirme kurumları ve altyapı sağlayıcıları arasında ilerlemekte zorlandığı, bu kurumların çoğu zaman birbirleriyle iletişim kurmadığı aktarıldı.
Danielle Wood, bir yatırımcının Melbourne büyüme koridorunda 1600 parselleri kapsayan bir proje için rapor hazırlama ve onay bekleme sürecinin takvime üç yıldan fazla ek yük getirdiğini komisyona anlattığını söyledi.


Yorum Yazın