Bünyamin “Bu” Aras: 35 yaşında yeniden başladım
Bünyamin “Bu” Aras, Sydney’de doğup büyüyen Türk-Avustralyalı bir sanatçı. Türk köklerini R&B, dark pop, Türk popu, modern pop ve Afro ritimleriyle birleştiren Aras, 2 Ekim 2026’da AIM Talent Awards finalinde “Multicultural Music Artist – Turkish” kategorisinde yarışacak.
Sanatçı, müzik yolculuğunu, Türk-Avustralyalı kimliğini, “Hazel Eyes” adlı yeni şarkısını ve gelecek hedeflerini Yeni Vatan’a anlattı.
Bünyamin “Bu” Aras sanatçı kimliğini nasıl tanımlıyor?
Ben Bünyamin Aras. Sydney’de doğup büyüdüm ve müziğimde Bu Aras ismini kullanıyorum. “Bu”, Bünyamin’in ilk bölümünden geliyor. Ancak zamanla benim için yalnızca bir kısaltma olmaktan çıktı. “Be You”, yani “kendin ol” felsefesini de temsil etmeye başladı.
Türk köklerimi, Avustralya’da büyümüş olmamı, sevdiğim R&B ve pop müziğini, hayatımın daha karanlık ve duygusal taraflarını birbirinden ayırmıyorum. Hepsi benim ve dolayısıyla hepsi müziğimin içinde.
Müzik yolculuğunuz nasıl başladı?
Müzik hayatıma sonradan girmiş bir şey değil. Redeemer Baptist School’da eğitim görürken drama ve tiyatroyla ilgilendim. Sahneye çıkmak, performans yapmak ve kendimi yaratıcı biçimde ifade etmek benim için her zaman doğal oldu.
Evde Türk müziği, dışarıda ise R&B, pop ve Batı müziğiyle büyüdüm. Bugün yaptığım müzik, aslında bu iki dünyanın doğal birleşimi.
35 yaşında müziğe yeniden dönmeye nasıl karar verdiniz?
Müzik hiçbir zaman tamamen hayatımdan çıkmadı. Ancak iş, aile ve hayatın sorumlulukları beni başka yönlere götürdü. 35 yaşında kendime, “Bunu gerçekten istiyorsam daha neyi bekliyorum?” diye sordum.
Artık kim olduğumu daha iyi biliyordum ve anlatacak çok daha fazla hikâyem vardı. Bu nedenle benim için bu süreç yeni bir başlangıçtan çok, uzun zamandır içimde olan bir tarafı yeniden merkeze alma kararıydı.
Müziğinizde hangi türleri bir araya getiriyorsunuz?
Kendimi tek bir türe kapatmak istemiyorum. R&B’nin vokal hissini, dark popun atmosferini, Türk müziğinin güçlü melodik yapısını ve son dönemde Afro-pop ile Afro-house ritimlerini bir araya getiriyorum.
Benim için asıl hedef, bir şarkının ilk birkaç saniyesinde “Bu bir Bu Aras şarkısı” hissini yaratabilmek.
Türk kimliğiniz müziğinize nasıl yansıyor?
Türk kimliğim müziğime sonradan eklediğim bir unsur değil; zaten benim bir parçam. Bazen melodide, bazen ritimde, bazen de Türkçe bir cümlede kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Sydney’de büyümüş olmam Batı popu ve R&B yönümü oluşturdu. Müziğimde bu iki tarafı birbirinden ayırmak yerine birlikte yaşatıyorum.
Şarkılarınızın taşıdığı temalardan söz eder misiniz?
Her şarkım benim farklı bir tarafımı anlatıyor. BLACK VEINS, daha karanlık ve yoğun yönümü öne çıkaran çalışmalardan biri. Towards The Sea ise daha atmosferik ve içe dönük bir yerde duruyor.
İmza benim için çok kişisel bir şarkı. Çocuklukta taşıdığım iç dünyadan, zamanla kendi kimliğini kuran bir adama dönüşme hikâyesini anlatıyor.
Different City, fiziksel olarak birbirinden uzakta olan iki insan arasındaki görünmez bağı ele alıyor. Dünyalarınız ayrı olsa bile bazen sizden bir parça başka bir insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
“Hazel Eyes” nasıl ortaya çıktı?
Hazel Eyes, ikiz kızlarım Talia ve Sümra için yazdığım bir şarkı. İsmi onların gözlerinden geliyor ancak benim için bundan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Onlara baktığımda hissettiğim sevgiyi, koruma içgüdüsünü ve bir baba olarak hayatımda yarattıkları değişimi anlatıyor. Bir gün büyüdüklerinde bu şarkıyı dinleyebilmeleri fikri bile benim için çok özel.
Şarkıda vokal ve melodinin duygusunu ön planda tutmak istedim. Modern pop ve R&B dokusunu sıcak ve atmosferik bir prodüksiyonla birleştirdim.
İlk stüdyo albümünüz “BU, BABY!” hakkında neler söylersiniz?
“BU, BABY!” biraz eğlenceli, biraz kendinden emin ve oldukça kişisel bir isim. İlk albümüm olduğu için kendimi tek bir türe hapsetmek istemedim.
Pop, dark pop, R&B, elektronik unsurlar ve Türk etkileri aynı projede buluşuyor. Ben bu albümü “işte benim türüm” albümünden çok, “işte benim dünyam” albümü olarak görüyorum.
Diana Rouvas ile çalışmanız size neler kattı?
Diana Rouvas ile çalışmak bana vokal kontrolü ve sahne disiplini açısından çok şey kattı. Çocukluğumdan beri drama ve tiyatro sayesinde sahneden çekinen biri olmadım. Ancak Diana ile çalışmak, bu içgüdüyü daha profesyonel bir vokal anlayışla birleştirmeme yardımcı oldu.
Güçlü bir performansın yalnızca yüksek notalardan ibaret olmadığını daha iyi öğrendim.
AIM Talent Awards finalistliği sizin için ne ifade ediyor?
AIM Talent Awards 2026’da finalist olduğumu öğrendiğimde ilk hissettiğim şey şaşkınlıktı. Müziğe profesyonel olarak yeniden dönüşüm çok yeni ve kısa sürede finale kalmak benim için büyük bir doğrulama oldu.
Aynı zamanda 35 yaşında yeniden başlamanın “geç” olmadığını kendime de kanıtlamış oldum.
Finalist kategorim “Multicultural Music Artist – Turkish”.
Final gecesine nasıl hazırlanıyorsunuz?
2 Ekim’deki finale hazırlanırken canlı vokal, sahne hâkimiyeti ve görsel anlatım üzerinde yoğunlaşıyorum. Drama ve tiyatro geçmişim burada da etkili oluyor.
Benim için performans yalnızca şarkıyı söylemek değil. Duruş, hareket, ışık ve duygu da hikâyenin parçaları. Performansın bazı detaylarını ise final gecesine saklamak istiyorum.
Finalin yapılacağı yer ve ödül hakkında neler söyleyebilirsiniz?
AIM Talent Awards 2026 finali, 2 Ekim 2026 Cuma günü saat 19.00 ile 21.00 arasında Bankstown’daki Bryan Brown Theatre’da gerçekleştirilecek.
Birincilik ödülünün 25 bin Avustralya dolarının üzerinde değere sahip olduğunu biliyorum. Nakit ödülün yanı sıra reklam, medya ve performans fırsatları da bulunuyor.
Uzun vadeli hedefim Eurovision sahnesinde yer almak. AIM finalini de bu yolculuğun önemli adımlarından biri olarak görüyorum.
Avustralya’daki Türk toplumunu temsil etmek sizin için ne ifade ediyor?
Avustralya’daki Türk toplumunu temsil etmek benim için çok anlamlı. Sydney’de büyüdüm ancak Türk kültürü hiçbir zaman benden ayrı olmadı.
Kendimi iki farklı kimlik arasında seçim yapan biri olarak görmüyorum. Ben zaten ikisinin birleşimiyim. Bunu uluslararası bir müzik diliyle göstermek istiyorum.
Avustralya’da genç sanatçıların karşılaştığı zorluklar neler?
Avustralya’nın çok kültürlü yapısı genç sanatçılara büyük bir yaratıcı özgürlük sağlıyor. Ancak bağımsız sanatçı olarak görünürlük yaratmak kolay değil.
Müzik, prodüksiyon, sosyal medya, dağıtım ve tanıtımın çoğunu aynı anda öğrenmeniz gerekiyor. Türk kökenli genç sanatçılar için en büyük avantajın, farklılıklarını saklamak yerine onları kendi imzalarına dönüştürmek olduğunu düşünüyorum.
İngilizce ve Türkçe çalışmalar arasında nasıl bir denge kuracaksınız?
İngilizce ve Türkçe arasında seçim yapmak istemiyorum çünkü ikisi de benim için doğal. Bazı şarkılar tamamen İngilizce, bazıları tamamen Türkçe doğuyor. Bazı projelerde ise iki dil aynı şarkının içinde yaşayabiliyor.
Bunun yapay bir müzik birleşimi değil, gerçekten benim kimliğimin doğal bir yansıması olmasını istiyorum.
Gelecek projeleriniz neler?
Şu anda hem Türkçe hem İngilizce birçok yeni çalışma hazırlıyorum. Sound’um R&B, dark pop, Türk popu ve Afro etkilerinin daha güçlü şekilde birleştiği bir yere doğru gelişiyor.
Yeni müziğin yanı sıra görsel içerik, sahne performansları ve uluslararası iş birlikleri üzerinde de çalışıyorum. Bir dinleyici beni BLACK VEINS ile keşfettiğinde Hazel Eyes’a, oradan Türkçe bir parçaya geçsin ve karşısında gerçek bir sanatçı dünyası bulsun istiyorum.
Yeni Vatan okuyucularına ve genç sanatçılara ne söylemek istersiniz?
Beni ilk kez dinleyecek olanlara tek bir şarkıyla karar vermemelerini söylerim. Çünkü her şarkımda farklı bir tarafım var.
Müziğe ilgi duyan gençlere ve özellikle “artık geç” diye düşünenlere şunu söylemek isterim: Hayat beni başka yönlere götürdü ancak 35 yaşında yeniden dönüp “Bunu gerçekten yapacağım” dedim.
Hayaliniz sizden kaçmıyor. Bazen sadece sizin ona geri dönmenizi bekliyor.
Bünyamin “Bu” Aras’a ulaşın
Spotify:
Spotify Linkine ulaşmak için tıklayın
Instagram:
Instagram Linki
TikTok:
TikTok Linki
