İnşaatta genç erkek çalışanlar için intihar riski daha yüksek
Avustralya’da yapılan bir çalışma, özellikle inşaat sektöründeki genç erkek çalışanların intihar riskinin diğer çalışan erkeklere göre daha yüksek olduğunu gösterdi. Veriler, sektörde en yüksek intihar oranının 25-34 yaş grubunda olduğunu ortaya koydu.
Avustralya’da çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 9’unu istihdam eden inşaat sektöründe, 25-34 yaş grubundaki çalışanlarda intihar oranı yaklaşık 100 binde 35 olarak belirlendi. Uzun çalışma saatleri, mali baskı, yalnızlaşma ve zorbalığın bazı iş ortamlarında kültürün parçası haline gelebildiği belirtildi.
NSW’de oranlar dikkat çekti
Resmi verilere göre yaklaşık 400 bin kişilik iş gücüne sahip Yeni Güney Galler, Avustralya’daki bölgeler içinde erkek inşaat işçisi intiharlarının en yüksek sayıda kaydedildiği yer oldu. Eyalette son 19 yılda 1176 ölüm kayıtlara geçti. Aynı dönemde Tazmanya’da 124 ölüm kaydedildi.
Ulusal adli tıp verilerinin uzun dönemli analizine göre NSW’de erkek inşaat işçilerinin intihar oranı 100 binde 24,3 oldu. Bu oran, diğer çalışan erkeklerde 100 binde 13,1 olarak hesaplandı.
Destek platformu The Professional Builder’ın kurucusu Marti Amos, sektörün zorbalık, izolasyon ve psikolojik baskıyı artık ikincil iş yeri sorunları olarak göremeyeceğini söyledi. Amos, “İnşaat sektörünün en çok ihtiyaç duyduğu gençlerin çoğu, aktif biçimde ele alınmadığı takdirde zorbalık, uzun saatler, mali baskı ve izolasyonun kültürün parçası haline gelebildiği şantiyelere giriyor” dedi. Amos, bunun NSW’deki her inşaatçı, taşeron ve şantiye yöneticisi için uyarı niteliğinde olduğunu belirtti.
Ruh sağlığı eğitimi vurgusu
NSW hükümeti, ruh sağlığı farkındalığı ve psikolojik güvenliğin iş yeri eğitimlerine temel beceriler olarak yerleştirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Bu kapsamda çalışanların ruh sağlığı sorunlarının erken belirtilerini tanıması ve yardım arama davranışlarının teşvik edilmesi hedefleniyor.
RMIT, Deakin Üniversitesi ve Melbourne Üniversitesi araştırmacıları, artan intihar riskiyle bağlantılı bir dizi etken belirledi. Bunlar arasında ruh sağlığına ilişkin damgalama, yardım aramayı zorlaştıran erkeklik normları, iş üzerinde düşük kontrol ve aile ile destek ağlarından uzak kalınan dönemler yer aldı.
Marti Amos, proje kâr marjlarının daralması, iş gücü açığı, artan işletme maliyetleri ve konut üretimine yönelik baskının bu sorunları ağırlaştırdığını söyledi. Amos, Ulusal Konut Anlaşması kapsamında 2029’a kadar 1,2 milyon yeni konut hedefinin bulunduğunu belirterek, “Konutları inşa eden insanlar sürdürülemez baskı altındaysa, üretim hattının kendisi risk altındadır” dedi.


Yorum Yazın